Temyiz Süresinin Başlangıcı ve “Tebliğ Eden Taraf” Sorunu

Temyiz Mahkemesi Heyeti Umumiyesi | Tarih: 27/02/1929 | Sayı: 2/4 |

GİRİŞ: Usul Hukukunda Sürelerin Hayati Önemi

Hukuk yargılamasında “süreler” davanın omurgasıdır. Hukukçu için, haklı olmak yetmez; haklılığını “süresi içinde” ileri sürmek zorundasın. Özellikle temyiz (kanun yolu) süreleri, kamu düzenindendir ve hak düşürücüdür. Yargıtay’ın 1929 yılında verdiği bu karar, kararı tebliğ eden tarafın (tebliğ ettiren) kendi temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusundaki belirsizliği gidererek, usul hukukumuzdaki “dürüstlük kuralı” ve “hakların sürüncemede bırakılmaması” ilkesinin temel taşlarından birini oluşturmuştur. Bu karar, avukatların ilamı icraya koyarken veya karşı tarafa tebliğ ederken kendi temyiz haklarını nasıl koruyacaklarını bilmeleri açısından hayati önem taşır.

HUKUKİ SORUN: Temyiz Süresi Kimin İçin Ne Zaman İşler?

Tartışılan temel hukuki sorun, mahkeme ilamının (kararının) taraflardan biri tarafından diğerine tebliğ edilmesi (bildirilmesi) durumunda, **tebliği yaptıran tarafın** temyiz süresinin ne zaman başlayacağıdır.

Normal şartlarda temyiz süresi, ilamın tarafa tebliğ edildiği tarihte başlar. Ancak, bir taraf (örneğin Davacı), mahkeme kalemine gidip işlemleri hızlandırmak adına kararı alıp Davalı’ya tebliğ ettirirse ne olur? Davacı kendisine resmen bir tebligat yapılmadığı halde, sırf karşı tarafa tebliğ ettirdiği için “kararı öğrenmiş” sayılır mı ve temyiz süresi işlemeye başlar mı? Yoksa Davacı, karşı tarafa tebliğ etse bile, kendisine mahkemece ayrıca tebligat yapılmasını bekleyebilir mi? Bu durum, temyiz hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı ve ilamların kesinleşme süreci açısından büyük bir hukuki problem doğurmuştur.

ÖNCEKİ UYGULAMA: Daireler Arasındaki Çelişki

Bu İBK öncesinde Yargıtay daireleri arasında ciddi bir görüş ayrılığı mevcuttu:
* **Birinci Hukuk Dairesi:** Tebliği yaptıran taraf için de sürenin başladığını savunuyordu. Mantık şuydu: “Sen kararı alıp karşı tarafa gönderiyorsan, kararın içeriğine vakıfsın demektir.”
* **Ticaret Dairesi:** Temyiz süresinin başlaması için usulüne uygun olarak, o tarafa bizzat tebligat yapılması gerektiğini, karşı tarafa tebliğ işleminin tebliğ edeni bağlamayacağını savunuyordu.

Bu çelişki, bazı davalarda ilamın yıllarca kesinleşmemesine, bazılarında ise avukatların “daha sürem başlamadı” diyerek beklerken temyiz haklarını kaybetmelerine neden oluyordu.

İBK KARARI: Gerekçeli Açıklama

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 160, 165 ve özellikle 393. maddelerini inceleyerek son noktayı koymuştur.

Kararın gerekçesinde şu mantık yürütülmüştür:
* HUMK m. 165, kanunun veya hakimin tayin ettiği sürelerin başlaması tebligata bağlıysa, bu sürenin **tebliği yaptıran taraf aleyhine de tebliğ tarihinden itibaren başlayacağını** öngörür.
* Temyiz süresi de HUMK m. 393 uyarınca ilamın taraflara verildiği tarihten başlar.
* Heyet, HUMK m. 393’ün özel hükmü ile m. 165’in genel mantığını birleştirmiştir.

**Nihai Karar:** Temyiz süresi, ilamı tebliğ ettiren taraf aleyhine, **diğer tarafa tebliğ tarihinden itibaren** işlemeye başlar. Yani, eğer sen avukat olarak kararı alıp karşı tarafa tebliğ edersen, o tebligat parçası karşı tarafın eline geçtiği an, senin de temyiz süren işlemeye başlamış sayılır. “Bana tebligat gelmedi” savunması dinlenmez.

PRATİK SONUÇLAR: Hukukçular için adımlar

Bu karar günümüzde de usul hukukunun ruhuna uygun bir prensiptir. Hukukçu olarak şunlara dikkat etmelisin:

1. **Tebliğ = Kesinleşme Sürecini Başlatmak:** Müvekkilin lehine olan kısımları icraya koymak için kararı karşı tarafa tebliğ edeceksen, aleyhe olan kısımları temyiz etme sürenin de o gün başlayacağını unutma.
2. **Hazırlıksız Tebliğ Yapma:** Temyiz dilekçen hazır değilse, sakın acele edip karşı tarafa tebligat çıkarma. Önce dilekçeni hazırla, sonra tebliğe çıkar.
3. **Tarih Takibi:** Karşı tarafa tebligatın yapıldığı tarihi (tebliğ mazbatasının dönüşünü) PTT veya UYAP üzerinden anlık takip etmelisin. O tarih senin için de süreyi başlatan milattır.
4. **Süre Hesabı:** Temyiz süresini hesaplarken tebliğ tarihini gün olarak sayma, ertesi günden başlat (süre hesaplama kuralları gereği), ancak risk alma, tebliğ günü süren başlamış gibi hareket et.

İLGİLİ MEVZUAT
* (Eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 160, 165, 393.
* (Yeni) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (İlgili süre ve tebliğ maddeleri).
Kaynak: Resmi Gazete, Sayı: 1181

Not. Söz konusu İBK Resmi Gazetede yayınlanmış en eski karar olması , tarihi değeri sebebiyle paylaşılmıştır. Buradaki bilgilerin güncel hukuki bilgilerle karşılaştırılması ve güncel olan bilgilere itibar edilmesi önemlidir.

Yorum yapın